İslam Dini ve İman Bölümü ve Ahirete İman Forumundan Sekerat (Ölüm Anı) ve Ölüm Acısı Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Sekerat (Ölüm Anı) ve Ölüm Acısı

    Reklam




    Ey iman edenler, inkar edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (iken) kardeşleri için: 'Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi' diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah' tır. Allah, yaptıklarınızı görendir.” (Al-i İmran; 156)
    Ölüm sekeratından maksat, ölüme yakın sürede çekilen şiddetli acılar ve sıkıntılardır. Dünya hayatının sonu bu sekeratı çekmektir. Bu sekeratın şiddetinden sakınmak için, günahlardan kaçınmak ve salih amel işlemek zorunluluğu vardır. Onun için Lokman Hekim oğluna: “Oğlum! Yaşarken sekeratı unutma.” diye nasihat etmiştir.
    Yaşarken sekeratı unutmamak, oturup yas tutmak değil, sekeratın şiddetini artıran günahlardan sakınmak ve onu hafifletici amelleri işlemektir. Hz. Peygamber (S.A.V) dualarında:
    " Cehennem ateşinden ve kabir azabından Allah-u Zülcelal'e sığındığı gibi, sekerat azabından da O'na sığınır ve: 'Allah'ım! Ölüm sekeratımı kolaylaştır.' ” (Müttefekun Aleyh) derdi.
    Sekeratın son aşaması da ruhun çekilmesidir. Bu olay, iyi olan kimseler için oldukça kolay, kötü olanlar için ise son derece zordur. Hasan (R.A.)' dan gelen bir rivayette Hz. Peygamber (S.A.V.) ölümün elem ve acısını anlatırken:
    “O, üç yüz kılıç darbesi kadardır.” (İbn Ebi'd-Dünya) buyururdu.
    Şeddad b. Evs şöyle demiştir: “Mü'min için dünya ve ahirette en şiddetli acı ölümdür. O, çengel ile çekip içini çıkarmaktan, makasla biçilmekten ve tencerede kaynamaktan daha da zordur. Eğer bir ölü dirilip ölüm acısını haber verse, artık hayattakiler hiçbir şeyden zevk alamaz hale gelirlerdi.”
    ÖLÜM ACISI
    Allah-u Zülcelal, Hz. Musa (A.S)'nın ruhunu kabzettiği vakit ona: “Ölüm acısını nasıl buldun?”diye sorduğunda Musa (A.S) şöyle cevap verdi:'Tavada kaynatılan kuş gibi; uçamaz ki kurtulsun, ölemez ki rahat etsin.' Başka bir rivayette ise: 'Canlı canlı kasabın elinde derisi yüzülen koyun gibi.' ” demiştir.
    Şöyle denilmiştir: “İyilerin ruhu hamurdan kıl çekmek gibi, kötülerin ruhu ise diken ağacından tülbent çekmek gibi çekilir.”
    Birinci olayda ruh yara almaz. İkinci olayda ise, yara alır ve delik deşik olmuş bir hale gelir. Aldığı bu yaralar kabir hayatı boyunca da ona azap çektirirler. Ruhu çekilmekte olan bir adam duyduğu acıyı şöyle terif etmiştir: “Gökler üstüme çökmüştür. Vücudum iğne deliğinden geçiyor gibidir.”
    Hz. Ka'b şöyle demiştir: “Ruhun çekilmesi olayında sanki her tarafı dikenli bir çubuk hastanın ağzından içine sokulur ve dikenli dallar onun damarlarına yayılırlar. Daha sonra da kuvvetli bir adam bu çubuğu çekip çıkarır.”
    Ruhun çekilmesi sırasında ölüm meleği de görülür. Bu melek, ölenin itikat ve amellerine göre değişik surette gelir.
    Rivayete göre İbrahim (A.S) ölüm meleğine: “Bana kötü insanların ruhunu aldığın surette görün.” dedi. Melek: “Sen bu sureti görmeye dayanamazsın.” dedi ise de İbrahim (A.S.) ısrar ederek: “Dayanırım.” dedi. Azrail (A.S.): “Yönünü dön.” buyurdu. İbrahim (A.S.) döndü ve Azrail (A.S.)' i görünce, onu kapkara, saçı sakalı karışmış, pis pis kokar, siyah elbiseli, ağız ve burun deliklerinden ateş ve dumanlar fışkırır vaziyette gördü. Buna dayanamayarak düşüp bayıldı. Ayılınca Azrail (A.S.)' i eski suretinde gördü ve ona: “Bir günahkara, senin suratını görmek yeter. Başka bir azap ile karşılaşmasa da senin o suratın azap bakımından onun için yeterlidir.” dedi. İbrahim (A.S) bu sefer: “Bana iyilerin ruhlarını aldığın surette görün.” dedi ve meleği güzel bir surette görünce de: “İyiler için mükafat olarak seni bu surette görmeleri yeterlidir.” demiştir.
    İşte asilerin karşılaşacağı ve itaat edenlerin kurtuldukları zorluklar bunlardır. Allah-u Zülcelal' e itaat edenler Azrail (A.S)' i en güzel surette görürler. Amel defterlerinin kapatıldığı son anda, ölenin amelini yazan iki melek de ona görünürler. Ölen iyi kimse ise melekler ona: “Allah-u Zülcelal seni hayırla mükafatlandırsın. Sen bizi salih ameller yazmakla meşgul ve mutlu ettin.” derler. O kötü kimse ise, melekler ona: “Allah-u Zülcelal seni şerle cezalan-dırsın. Sen bizi kötü şeyler ve günahlar yazmakla meşgul ve mutsuz ettin.” derler.
    Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:
    “Biriniz ni'met ve azap göreceğini öğrenmedikçe ve cennet ya da cehennemdeki yerini seyretmedikçe ölmez.” (İbn Ebi'd-Dünya)
    Bir kimsenin kendisini ölüm sekeratından selametli bir şekilde muhafaza edebilmesi için, o vakit gelip çatmadan önce, Allah-u Zülcelal' in emir ve nehylerini yerine getirmeye gayret ederse, inş rahat ve güzel bir şekilde bu dünyadan ayrılır. Nitekim Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
    “O kimseler ki, melekler onların ruhunu rahat ve hoş bir şekilde alırlar.” (Nahl; 32)
    Hasan-ı Basri şöyle demiştir: “Mü'minin rahatlığı, ancak Allah-u Teala' ya mülaki (kavuşacağı) olacağı zamandır.”
    Demek ki, mü'minin emin olduğu, neşeli ve en sevinçli günü, öldüğü günüdür….!



    Paylaş
    Sekerat (Ölüm Anı) ve Ölüm Acısı Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Mevlana ne demşti. Ölümüm düğün gecemdir....Eğer amellerimiz güzel olursa ölüm bize sefa geldi hoş geldi. Yok kötüyse.....Allah güzel geçitlerden geçirtmeyi nasip etsin inşallah.



  3. 3
    Bununla ilgili bir hikaye okudum . Onu yazacağım. Daha doğrusu gerçek bir olay.




    -Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra...
    Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.
    Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:


    -''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin?" diye sordum.

    -"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?"

    Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:
    --"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."


    Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:


    -"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"

    -"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."

    O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:
    -"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?.

    İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.

    Ertesi gün O'na:

    -"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin

    Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:

    -"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?"

    -"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir."


    Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:


    -"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:


    -Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:


    -Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!..

    DİLERİM RABBİM HZ.AZRAİLİ TÜM MÜMİNLERE O VAKİT GELECEĞİ ZAMANDA BÖYLE GÜZEL KILAR.ALLAH CÜMLEMİZE KOLAY GEÇİT VERİN.AMİNNN....



  4. 4
    "iman insanı insan eder belki insanı sultan eder"
    işte iman etmenin gücü.. yıllar önce okumuştum yine okumama ve tefekkir etmeme vesile oldun kardeşim hak razı olsun bizede sekarat anını hakkı zikrederek yaşamayı nasib eylesin amin...



sekerat kaç gün sürer,  ölüm anı ile ilgili hadisler,  ölüm ile ilgili kıssalar,  olum ani hikayeleri,  ölüm anı ile ilgili ayetler,  ölümle ilgili hadisler,  sekerat anı